
Eşiğinde her şeyin
Ümit Kayaçelebi
Çocukluğunun arkasında olmak ne güzel
Özveri, sevginin yani geçmişten gelen sevginin yanında bir masal, bir de masal keyfi
Bir fotoğrafta uzaklığın resmini yapabilir misin, aynı biçimde ve içinde bulunduğun uyuyan güzelle?
Şimdi karşında duran nergisin fotoğrafı
Kara sevdadan histeriye akan gönül uzaklığının fotoğrafı
Sanki kurtarılmayı bekleyen çelişkinin sosyal kırıntısı
Balıkların hafızası olmazmış, o yüzden terk ettim seni sevgilim
Ve o boşlukta cinnet geçirdim, delirmeye sevdalı ideal bir suçla
Zaaflarım fetişist
Zaaflarım zaaflı
Kusurlarım, hayatımda değişmeyen tek kurtarıcı
Boşlukta gözyaşımı kaybettim, o yüzden terk ettim sevgilim
Tıpkı Eminönü’ndeki balıkçı teknelerinde hafızası sömürülen bir dükkân üslubuyla
Cihangir’de dolaşırdım elinde bir çiçek
Gözüme inecek bir yumruğun sevdalı katliamı
Hiç bilmediğim bir kahvede yüksek sesli nedenler karalayıp “Neden, neden, neden, neden! ” diye bağırıp elimdeki jiletle farkındalığı, ani bir refleksle de duyarsızlığı parçaladım.
Dostoyevski bunları duysa çok üzülür.
Vaner Kayaçelebi
DOĞUDA GÜNEŞ
Bir çocuğun yalnızlığını paylaşması kadar içli bir yerdir, Harran
Orada kadınlar sevdaya menzil
Orada erkeklerin bakışları lirik
Hiç görmediğin bir yeri anlamak kadar mahsur kalır ketum adımlar
Bilmelisin ki ben Harran’da esen rüzgâr kadar yadsıdım uysal bakışlı yavru kızımı
Doğuda güneş bir başka doğar, yavru kızım!
Orada doğan güneş avluda sabah kahvaltısına benzer
Her çeşit melek, bir satır çizer
Her satırda bir doğunun günlüğü yazılır
Çaya ömrünü vermek gibidir
Muazzam düşünceli kızım!
Yavru kızım!
Uysal kızım!
Bir güneş yolculuğundan sonra
Vardık kendimiz olanca dar bir yola
Yolların kastı kendindedir
Yollar kendine hain, yolcuya muadildir
Yollarında muaşeret kuralları vardır
Unut…
Van’da aşk başkadır
Yokuşa çıkmak gibi bir şeydir, aşk orda
Yokuşta kayıp gitmek gibidir, sevda orada
Van’ın yıkık bir evinde gördüm seni
Gurur, ciddiye aldığın bir yansımaydı
Senin için ben yoktum.
Vaner Kayaçelebi