Ümit Kayaçelebi

İyi bir dost iyi bir yazar iyi bir insan Mikail Yaprağı kaybettik

Ümit Kayaçelebi

‘Gülerek bu dünyadan göçenleri gördüm de

Onlar gibi yaşamak ve ölmek istiyorum’

Mikail Yaprak

Sevgili dostum Mikail Yaprak 1977 yılında yazdığı şiirinde öyle demişti ve öyle de oldu. Güzel yaşadı ve yaşadığı zamana da mührünü vurdu. Ardı sıra güzel bir nam ve nişan bırakarak ebedi aleme kanatlandı gitti. Çok özverili, onurlu, saygı duyulacak, “rol model” alınacak başarılı bir yazar olduğu kadar “İYİ ve GÜZEL İNSAN”DI. Söyleyecek çok şey de yok gibi hizmetle geçen bir ömür ve bu gün aramızda değil. Ancak dostları onun aziz hatırasını her zaman yaşatacaklardır.

Bir insanı ilk görüşte sever ve ona ısınırsınız, işte Mikail Yaprak kardeşimde öyle biriydi. Sadece benim için değil, herkes için öyleydi. Van’da ve her yerde ona hürmet ediliyordu. Müthiş bir mesleki kariyere sahipti ve elbette bir gazetecilik bilgesiydi. 

Mikail Yaprak ilk ve orta tahsilini Van’da yaptıktan sonra Yüksek tahsilini Erzurum’da tamamladı. Uzun yıllar Almanca öğretmenliği yaptıktan sonra Avusturya’nın Linz şehrinde öğretmenlik hayatını sürdürdü ve emekli olunca da Bursa’ya yerleşmişti.

Şair de olan rahmetli yazdığı şiirlerini de “Sessiz esen yel olsam” ve “Toprağın Nutku” adlı iki şiir kitabı yayınlandı.

Ne yazık ki Çok iyi bir dostumu, edebiyatçı-yazar Mikail Yaprağı kaybettik. Çok üzgünüm.. Çocukluk arkadaşımdı gençlik yıllarında yine aynı yollarda yürüdük. Ancak farklı zevklerimiz ve meraklarımız vardı. O yıllarda risale derslerinde bazen gittiğimde buluşurduk görüşürdük fakat onun sporla, müzikle sinema ile çok alakası yoktu. O kendini manevi bir iklime adapte etmişti hep oradaydı. 

60’lı yıllarda ben hem Mikail Yaprak ile hem de rahmetli Kamil Koyuncu ile çok sık görüşüyorduk. Kamil Hoca ile Mikail Yaprak onlar kendilerini risale yoluna hasretmişlerdi. Bütün hayatlarını bir gaye için harcadılar ve öyle de gittiler.  Ben gazetecilik yaptığım için her yere girip çıkıyordum risale konusunda itiraf edeyim ki çok hizmetim olmasa da çok sohbetlerine yıllarca katıldım.

Rahmetli Kamil Hoca bir gün sohbette, muhterem sen kırk yumurtaya oturdun hepsini de lak ettin dedi. Doğrudur hayatım boyunca hiçbir cemaate girip kalmak bana nasip olmadı ancak onlarla da hep dost kaldım.

Daha sonra rahmetli bir de baktım uçup gitmiş Viyana kapılarına dayanmış. Avusturya’da iken de sık olmasa da Van’a her gelişinde beni arar sora gel bi çay içelim eski günleri analım derdi. 

Son bi kaç senede onu görmek nasip olmadı. Oysaki o beni görmeyi çok arzu ederdi Allah ondan razı olsun vefalı bir dosttu.

Tevellüt itibariyle o 1954 doğumlu idi aramızda 5 yaş olmasına rağmen abi diye hitap ederdi hep bana. Geçen yıl kasım ayında rahatsızlandığını duydum Bursa’dan İstanbul’a ambulansla nakledilmiş yüksek tansiyon beyne vurmuş ve damarlarında tahribat yapmış

Bilahare durumu iyileşince Bursa’ya dönmüş ise de daha sonra hastalık yeniden nüksetmiş ve entübe hali vuku bulunca hayata veda etmişti aziz dostum Yaşamında da yüzü hep gülerdi.  Yaşama hep iyimserlikle ve umutla yaklaşırdı. Yüreğinde tertemiz bir insan sevgisi vardı. Kimseyi kırmamaya özen gösterirdi. Parayla-pulla ilişkisi yoktu. “Ben hiçbir zaman para istemedim, kitap istedim. Yaşamım boyunca hiçbir zaman para peşinde koşmadım. Bu süreç içinde en büyük kazancım, edindiğim dostluklardır derdi..

Bazı insanlar uzun da yaşasalar ölümleri büyük kayıpları ifade eder. Mikail Yaprak kardeşimde öyle bir insandı. İyi bir yazar iyi bir şair ve onların çok ötesinde çok iyi bir insandı.

Onun kaybı herkes gibi beni de çok üzdü. Eşi az bulunur bir insan daha çekti gitti.

Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Mikail Yaprak kardeşimin yazdığı bir şiirle yazımı noktalıyorum.

ŞİİR

Medeniyet getirmiş dünyayı köy haline..

Her yerde rastlıyorsun her şeyin emsaline!..

*

Avrupa’da ne varsa, Van’da da yığın yığın..

Çarşı Pazar kurulur tâ yamacında dağın!..

*

Geri planda kalan tek “insanlık” unsuru..

Herkesin var adeta biraz aklından zoru!..

*

Şu dağ komşularımız hayvanlara nisbeten..

Tek farkımız olamaz, sahip olduğumuz ten..

*

Kemik, et ve derinin âlâsı hayvanda var..

Doğrusu, bu alanda onlar bize fark atar!..

*

Bizim penceremizden onlar “bir sürü gürûh”!

Ya, bize ne denirdi, olmasaydı akıl, ruh!..

*

Mânen çok farkımız var, tükenmez saya saya..

Dizilirse ulaşır yerden tâ Süreyya’ya!..

*

Ya bir de bozulursa bizdeki ruh ve fikir..

İnsanın tâ kendisi olur toplumda zehir!..

*

Neyse geçelim şimdi, bu değil asıl mevzu..

Çok sözle kaçar bazen mevzunun tadı, tuzu!..

*

Ben şimdi bulunduğum şehre bir göz atayım..

Ruhum daraldıkça da kaşlarımı çatayım!..

*

Nasıl ki yara almış töre, an’ane, etik..

Öyle de darbe yemiş mimarî ve estetik!..

*

Adam, iş olsun diye, tahrip etmiş yeşili..

Kim bilir neler söyler, olsa yeşilin dili!..

*

İmar-iskan uğruna betonlaşmış güzel Van..

Kuru binadan başka göremezsin, bakarsan!..

*

Tarihe gölge düşmüş, gizlenmiş minareler..

Hayvanlara mal olmuş yeşillikler, dereler!..

*

Eski Van’da, Kale’de, Akdamar’da tarih var..

Hatta gider Milat’tan çok öncesine kadar!..

*

Halk eski Van’a hasret, yeni Van’da yok plan..

Şehre nizam vermiyor, her gün yeni yapılan!..

*

Bilmem ki, bu şehirden kim, ne kadar sorumlu!

Bilmem ki, ne konuşur il idare kurulu!..

*

Oturup güzel güzel, meşveret mi edilir?

Yoksa gündeme gelen her şey ret mi edilir?

*

Yoksa, Napolyon gibi, hepsi der: Para, para!

İsteyenin bir yüzü, vermeyense Ankara!..

*

Bir zamanlar bu şehre hayran kalırmış bakan..

Bilmem nereye bakmış, Vanlı olan her Bakan!..

*

Ve onlar mebus olup, varınca Ankara’ya..

“Van Gemisi” beklemiş, oturarak karaya!..

*

Her neyse, “güzel gören, güzel düşünür” mâdem..

Size biraz da Van’ın fıtratından söz etsem…

*

Türkiye’nin en büyük gölünü görmek için..

Sadece görmek değil, içine girmek için..

*

Tâ uzaklardan kalkıp Van’a gelmeye değer..

Her şeye rağmen, dostum, Van’ımız güzel bir yer!..

*

Hâla yaşıyor şükür, güzelim bir slogan..

Hâni, meşhur: “Dünyada Van, Ahirette iman”!..

*

Sembollerimiz var ki, her biri şehre bedel..

Görmek isteyenlere, deriz “haydi Van’a gel”!..

*

Halkımız öyle candan, öyle misafirperver..

Bunun canlı sembolü, heykelidir “semaver”!..

*

Hiç girmem siyasete, (menfaat kokan yere)..

Dolaşırım Van’ımda göğsümü gere gere!..

*

Görüştüğüm herkese veririm candan selâm..

Tanıdık bir simâysa, ederiz biraz kelâm…

Yazarın Diğer Yazıları